2 Ağustos 2014 Cumartesi

Kafamda Deli Sorular...



Ne çok şey birikiyor insanın iç dünyasında...

Nasıl alabiliyor bu kadar çok kelimeyi kalbine insan?

Nasıl derin olabiliyor, nasıl dipsiz?

Ne çok kelime var dışarı çıkmayı bekleyen?

Sahi kelimeler, kelimeler yeter mi kalbi anlatmaya?

Ya da bütünleşince mi anlam kazanır?

Bu yüzden mi şarkılar içini acıtır insanın?

Şarkılar... Şarkılar nasıl bu kadar derine işler?

"Ne kadar istemiştim, nelerden vazgeçmiştim..."

Nasıl bu kadar iyi anlatabilir bir şarkı?

Ne çok kırık var?

Ne çok umut?

Ne çok hayal?

Kelimeler bunları anlatabilir mi?

Kelimeler neden dilden dışarı dökülemez?

Neden tutar insan kendini?

Hangi sebeple canımızı yakan olayları dile dökemeyiz?

Neden duygularımızı hep saklarız?

Ya da saklamadığımız zamanlarda anlaşılmayız?

İçi dışı bir insan var mıdır?

Varsa hiç kırılmamış mıdır?

Ve hafıza...

Nasıl aklında tutar her şeyi?

Ya da nasıl siler hiç yaşamamış gibi?

Geçmiş, geçmiş midir?

Peki ya güven?

Neden bir insanın elinden alınır?

Neden her baktığı yüz sahtedir?

Neden yüzüne güler arkadan kuyu kazar insanlar?

Nasıl kırar bir insan başkasını?

Neden iyi olmasını istemez?

Neden bu sahtelik?

Zaman nasıl bu kadar hızla geçer?

Peki neden biz yakalayamayız?

Neden geri dönüp baktığımızda değiştirmek istediğimiz olaylar olur?

Neden insanlar zamanın getirdiklerine müdahale edip olayların seyrini değiştirir?

Neden biri hakkında bir karar verilirken ona sorulmaz?

Hayat, kişiye özel değil midir?

Tercihleri yargılamak kime düşer?

Başkasının hayatına girip talan edip çıkmanın nedeni nedir?

Kalp kırmanın günah olduğunu bilmez mi insanoğlu?

Yaptığı ibadetlerin bu günahı temizlemeyeceğini?

Dost görünüp kötülük istenir mi?


Peki bu sorular biter mi?

Bu soruların içerisinde bir tek en sonuncusunun cevabı belliyse, bir şeyleri öğrenirken etken değil edilgen taraf olmuşuz demektir.

Öğrenemeyeceğimiz çok şey var daha....

Son zamanlarımın en anlamlı şarkısı da bu olsun o zaman.